• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
hasan akçay
hasanakcay42@hotmail.com
KIZIN DÜŞTÜĞÜ TAŞ
15/12/2010
KIZIN DÜŞTÜĞÜ TAŞ 

 

  

      Köyümüzün dağlarında bulunan yaylalara her yıl yaz mevsiminde yörükler gelir, hayvanlarını otlatırlar. Bu yaylalardan Yazılı Yaylası, Gevenli Yaylası, Reze Beli Yaylası, Akçalar Beli Yaylası, Kızılcalar Yaylası yörükler için önemli yaylalardır.   Durak Köyünden Seydişehir'e giden yol üzerinde yol boyunca uzanan Gevenli Yaylası, serin havası, yaz mevsiminde eksik olmayan taze otlarıyla ünlü bir yayladır. Bu yaylaya yaz aylarında yörükler gelir, çadırını kurar hayvanlarını otlatırlarmış. Bu yörük obasında güzeller güzeli bir yörük kızı yaşarmış. Yörük Mayası o kadar güzelmiş ki; Onu gören bir daha bakmak ister, gözünü yörük kızından ayıramazmış. Bazan yörük mayası giyinir kuşanır, süslenir oba içinde gezinir, onu gören delikanlıların gözü kamaşır, kızın arkasından bakakalırlarmış. Yörük kızının bu güzelliği çevredeki yörük obaları arasında konuşulur dururmuş.   Diğer obadaki gençler yörük kızını görmek için bu obaya gelirler misafir olurlar, yörük mayasını görmeden gitmezlermiş.Yörük Mayasını görenlerin dili tutulur, ağzı açık kalırmış.Yörük kızı büyür serpilir, evlilik çağına gelir. Obasından bir delikanlı ile sözlenir. Fakat kızın gönlü başka obadan bir delikanlıdadır. Yörük kızı gönlünü bir delikanlıya kaptırmıştır. Zorla, isemeyerek sözlendiği delikanlıyı hiç gözü görmez. Sevda türkülerini hep sevdiğinin üzerine söylermiş.    Yörüklerde bir töre vardır. Verilen söz mutlaka yerine getirilir. Kızın başka birini sevmesi, sözlüsünden vazgeçmesi aşiret töresine aykırıdır. Yörük kızının bu davranışı obada hoş karşılanmaz. Obada gün geçtikce dedikodular yayılır. Obanın ileri gelenleri, delikanlıları bu olayı hoş karşılamazlar. Gurur meselesi yaparlar. Obanın delikanlıları tedirgin olurlar.'' Sözlendiyse, sözlüsünden başkasını sevemez, yat yabandan başkası gelip bizlerin rızasını almadan obamızdan kız alamazlar. Kızın nişanlısına tut sözlünün elinden sürü götür o senin helalındır. ''   Güneşin doğması ile birlikte, bezaz tenli sarı saçlı, mavi gözlü, yörük kızı çadırın yanında zayıf ,cılız keçiler, oğlaklar ve koyun, kuzulara ayrılmış çevrikten acı acı gelen sesleri duyup, güzeller güzeli sarı saçlı mavi gözlü yörük mayası bu hayvanların çok aç olduğu düşüncesi ile beline ipini eline tahrasını alarak, ormandan ladin katran dalı kesmek için Rize Beli tarafına yürür. Ananın gözü hep güzeller güzeli kızındadır. ''Yavrum sarı mayam nereye gidiyorsun?'' Kız anasına dönerek, tatlı bir tebessümle;'' Ah anacığım şu meleşenlere dal kesmeye gidiyorum'' Anası selvi boylu, güzel kızına,'' Yavrum dikkatli ol! Çabuk git gel. Benim gözümü yollarda koyma.'' Genç kız salına salına öyle bir yürümüş, onu görenler gözünü ondan ayıramamışlar. Kızın arkasından bakakalmışlar.Ürkek bir ceylan gibi, ormanın içine girmiş. Uzaklardan gelen çoban sesleri, çan sesleri, hayvanların sesleri ormanda yankılanıyor. hafif esen rüzgarla birlikte çiçek kokuları, kekik kokusu, cıvıl cıvıl ötüşen kuş sesleri insanda bir ferahlık oluşturuyor.

  

Bu kızı takip eden delikanlı, gizlice sözlüsünün yanına yaklaşıyor. Delikanlı sözlüme bir leke sürersem benden başkası almaz düşüncesi ile kıza laf atıyor. Yörük kızı sözlüsünün niyetinin kötü olduğunu anlıyor,'' Bana yaklaşma, bana dokunma eğer bana yaklaşmaya kalkarsan canıma şuracıkta kıyarım.'' Delikanlı bu sözleri duyunca irkiliyor, kıza bir zarar gelmesini istemiyor. Nasıl olsa önünde sonunda benim olacak diye oradan uzaklaşıyor.   Gün geçtikce obaya gelen giden çoğalıyor. Çevredeki obanın gençleri sürülerini Gevenli Yaylasına doğru sürüp otlatmaya başlamışlar. Obanın delikanlıları bu durumdan çok rahatsız oluyorlar. Kızın abisinin önünü kesip,'' Sen kardeşine sahip olmayacaksan musade et biz gerekeni yapalım, sen abilik görevini yapamıyorsun. Sözünü kimseye dinletemiyorsun. Seni delikanlı yerine koyan yok.'' gibi kışkırtıcı, onur kırıcı sözlerle, obanın törelerine uygun davranmaya,abilik görevini yapmaya, kız kardeşine gereken dersi vermeye davet ediyorlar. Bu baskılar karşısında kız kardeşinin oğlak kuzu otlatmaya gittiği bir gün  kız kardeşini takip etmek için peşine düşüyor.

 

  Çevreye hakim çam ağaçlarının arasında gök yüzüne bütün heybeti ile başını uzatan kayanın başına çıkıyor ve kardeşini gözetlemeye başlıyor.            Sabbah hava aydınlanmaya başlayınca, ağıldaki oğlakları, kuzuları Reze Beli tarafa otlatmaya götüren kızına anası birdaha hiç görmeyecekmiş gibi yüzüne bakıyor. Kızının salına salına yürüyüşünü hayranlıkla seyrediyor. Abi ağaçların arasında gök yüzünü deler gibi yükselen minare görümündeki kayanın başında beklemeye devam ediyor. Söylenen sözler dedikodular kulaklarında çınlıyor. Zihni allak bullak olmuştur. Obanın töresi var. Bana düşen görevi yerine getirmeliyim, nasıl bir delikanlı olduğumu obadakinler öğrensin düşüncesi ile yapacaklarını kararlaştırıyor. Yörük Mayası oğlak sürüsünün önünden haylaya haylaya, ay ay sesleri ile kayanın yanına geliyor. Susamıştır, yakınlarda bulunan miyardan su içip, yalaklarda biriken suyu oğlaklara içirip obaya ulaşmak oğlakları emiştirmek için acele acele hareket ediyor. Bir çıtırtı sesi kulağına geliyor. Bu sesten ürperen, korkan yörük kızı ürkek bir tavşan gibi sağına soluna bakınıyor. Taşın başında bekleyeni görür görmez kızın eli ayağı silkilivermiş, titremeye başlamış, felaket bulutlarının başında dolaşmaya başladığını anlamış ve ormanın içine doğru kaçmış.          Taşın başında bekleyen abi, kardeşinin kaştığını görünce peşine düşerek kovalamış. Kız ağaçların arasından bütün heybeti ile cevreye hakim görünümlü taşın arkasına saklanmış. Abi ile kardeş karşı karşıya gelmişler.''Abi yaklaşma sözlüme yar olmaktansa kendimi öldürürüm daha iyi, abi beni ona yar etme, törelerimizin kurbanı etme.'' diye yalvarır yakarır. Yörük Mayasının bu yakarışları katılaşmış abinin yüreğini yumuşatmaz. Abinin gözünü kan bürümüştür, kafasına koyduğunu yapmaya kararlıdır. Kız kardeşinin üzerine yürüyen abi '' Bizim namusumuzu şerefimizi beş paralık ettin. Gururumuzu ayaklar altına aldın, toplum içine çıkamaz olduk.'' Yörük kızı ''Abi Ona yar olacağıma kendimi şu kayadan aşağıya atarım daha iyi olur.'' Bir keklik gibi taştan taşa sıçrayan kız kardeşini gören delikanlı tetiğe basıverir. Yörük kızı kayadan aşağıya yuvarlana yuvarlana iner, hemen oracıkta ruhunu teslim eder. Yanıbaşında çadır gülü adını verdikleri bir çiçek, ağzından gelen bir kaç damla kan sızıntısı ile dünyaya doymadan, sevdiğine kavuşmadan, onca hayallerini yerine getirmeden ruhunu teslim eder.Silah sesi ile ürken hayvanların başında bulunan çoban köpeği, silah sesini duyunca bir kaç kez havlamış. Yörük kızının sadık dostu olan köpek sürünün etrafında gezinmeye başlamış. Ara sıra yerde sessiz yatan kızın yanına geliyor, öldüğünü anlamışcasına gözlerinden yaşlar iniyor. Yaşlı çoban köpeği obaya doğru gitmekte olan sürünün etrafında havlıyor, sürüden ayrılanları topluyor, sağa sola koşuyor, havlayarak dağılmış oğlak sürüsünü toplayıp obaya doğru kovalıyor.

 

        Teçrübeli çoban köpeğinin havlamasından ürken oğlaklar koşarcasına obanın yolunu tutmuşlar. Oğlak, kuzu sürüsü obaya gelmiş çobanla köpeği gelmemiş. Keçilerle oğlaklar obanın içinde birbirine karışmışlar. Çansesleri meleme sesleri Gevenli Yaylasını iniletmiş. Yaylanın sessiz huzurlu ortamı bozuluvermiş. Çobansız gelen oğlakların acı acı meleşmeleri bir felaketi, bir acıyı, bir kötü olayı bildirir gibiymiş. Yayladaki keçilerde, oğlaklarda, köpeklerde, kuşlarda anlaşılmaz bir huzursuzluk oluşmuş.

  

         

 Yörük kızının anasının içine bir ateş düşüvermiş.Ananın elindeki su bakracı düşmüş. ''Eyvah ! Sarı Mayam sana birşeyler mi oldu. '' Ana bu ! kötü düşünceler aklını karıştırmaya başlamış. Kaçırdılar mı, taştan mı düştü, yılan mı soktu aklına binbir türlü olay gelmiş. Dağdan gelen çobanları, obadaki yaşlı erkek ve kadınları, delikanlıları, genç kızları bir telaş almış. Ne yapacaklarını şaşırmış bir vaziyette aralanında fısıldaşmaya başlamışlar. Gözler bir ara sözlüsünü aramış, o da diğerleri ğibi üzgün.   Sevdiğine kaçmıştır söylentisi obada yayılıvermiş   Kızın anası obanın büyüklerine; ''Ağalar kızım kaçsaydı, Alabaş köpek sürü ile gelirdi. Kızım kaçtıysa Alabaşa ne oldu ? Yoo Komşular, ağalar beyler kızımın başında bir iş var.'' Ana feryatlar ederek kızını aramak için yollara düşmüş. Baba bu çığlığı duyunca çadırından dışarı fırlamış. Ananın sitem dolu sözlerinden sonra, obada bulunanlar silahını, sopasını alan kızı aramaya çıkmışlar. Kalabalık bir insan gurubu, kadınlı kızlı, erkekli Reze Belini doğru yürümüşler. Hem yürümüşler hem tahminde bulunmuşlar. Obanın yaşlıları köpek kızın yanındadır, köpeği bulursak kızı buluruz. Kızın sözlüsü ve abisi hiç bir şey belli etmeden arama ekibiyle birlikte yola düşmüşler.   Geçler, yaşlılar, gelinler, kızlar, bağrı yanık analar ormanın içine dağılmışlar. Obayı bir sessizlik, bir matem havası bürümüş. Obada bir kaç çocuk ile bir kaç yaşlı kalmış.    

 Yörük kızını arayan oba sakinleri, ağaçların arasında ağaçlarla yarışırcasına gökyüzüne yükselen taşın yanına varınca, yerde uzanmış yatan, başında sessizce matem tutmuş bekleyen Alabaş'ı görmüşler.     Kızı bulduk, kızı bulduk sesleri ormanda yayılmış. Oba sakinleri kızın etrafında toplanmışlar. Kızdan bir haber ruhu çoktan teslim etmiş . Ana kızını yerde uzanmış yatmış görünce, üzerine kapanmış, kendini parçalarcasına ağlamış, yırtınmış didinmiş, saçlarını yolmuş. Canından can kopmuş. Sarı Mayam sesi ormanda yankılanmış. Herkesin kulağında sarı mayam sesi kulakları çınlatmış. ananın bu feryadını duyan, güzeller güzeli yerde sessiz yatan kızı görenler ağlamış, feryat etmişler. Anayı sakinleştirmek çok zor olmuş. Bu acıya dayanamayan ana bayılmış kızının yanına düşmüş. Ananın sesi kesilmiş ama, orman içinde yankılanan Sarı Mayam sesi kulaklardan kaybolmamış.

 

  Oba sakinleri kızın ölüm nedeni hakkında tahminlerde bulunmuşlar. Kimisi taştan düşmüş, kimisi dövülerek öldürülmüş, kimisi vurulmuş tahmininde bulunmuşlar. Son sözü obanın büyükleri yörük beyi söylemiş. Silahla vurulduğunu bile bile, oba içinde huzursuzluk olmasın, kimse hapislerde ömrünü çürütmesin diye; ''Kızımız taştan düşerek ölmüştür. Hayvanları gözetlemek için taşın başına çıkmış dengesini kaybederek düşmüştür.'' Oba beyinin söylediği bu söz, ana hariç herkes tarafından kabüllenmiş. Yörük kızının cenazesi, öldüğü yerin karşısında bulunan çukura defnedilmiş.  

 

        Mezarının olduğu çukura Kızın Mezarı, düşerek öldüğü kabul edilen taşa, Kızın Düştüğü Taş adı verilmiştir.Kızın Mezarının olduğu yerde çadır gülü adı verilen çiçek kırmızı kırmızı açar, bu çiçek çadırlara, evlere asılır uzun zaman susuz olarak canlılığını korur. Hemen kuruyuvermez. Kızın mezarının olduğu yerde başka mezarların olduğu bilinmekle beraber zamanla bu mezarlar kaybolmuştur. Mezarlardan hiç bir belirti kalmamıştır                   Bizler bir çok kere bu taşın yakınından geçtiğimiz halde dikkat edip bu taşa bakmamışızdır. Taş, kendini ağaçların arkasına öyle bir saklamış ki, yetişen çam ağaçları da taşın etrafını sarıvermiş insanlardan gizlemişler.     

 

  

  

               ÖĞRETMEN HASAN AKCAY MAYIS 2010  


2616 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

YAĞMUR DUASI-ERENLER TEPESİ-BABANIN ÇOCUK HAYALİ - 16/04/2019
YAĞMUR DUASI-ERENLER TEPESİ-BABANIN ÇOCUK HAYALİ
ALİ ONBAŞI AYLI - 21/12/2016
ALİ ONBAŞI AYLI
ARAMIZDAN ERKEN AYRILDIN ERSİN ÖZÇELİK - 06/01/2016
ARAMIZDAN ERKEN AYRILDIN ERSİN ÖZÇELİK
ÖĞRETMENİN SEVGİSİ 2015 - 06/01/2016
ÖĞRETMENİN SEVGİSİ 2015
ARAMIZDA YOK ONLAR - 11/12/2012
KAYBETTİKLERİMİZ ARAMIZDAN AYRILANLAR
SAMİ TAŞ YUVANA BAYKUŞLAR KONSUN - 19/03/2012
SİİR SAMİ TAŞ Yuvana Baykuşlar Konsun
ÖMER LÜTFİ DURSUN Bir Övendere Bir Eğef Bir de Embel - 23/02/2012
BİR ÖVENDERE BİR EĞEF BİR DE EMBEL
CEZAYİR TÜRKÜSÜ - 23/01/2012
Cezayir bir ağıttır.
TAHİR ALICIGÜZEL- HAFIZ TAHİR EFENDİ - 23/12/2011
HAFIZ TAHİR EFENDİ
 Devamı